2) Makale
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe Experiential Avoidance in the Relationship between Depression, Anxiety, Stress, and Smartphone Addiction(AVES YAYINCILIK A.Ş., 2025-06-13) Muhammed Sevilgen; Özlem TolanWhile the strong correlation between negative emotional experiences such as depression, anxiety, stress, and smartphone addiction, is well-established, understanding the mechanisms that mediate this relationship remains limited. The aim of this study is to investigate the mediating role of experiential avoidance in the relationships between depression, anxiety, stress, and smartphone addiction in university students. A sample of 546 university students from various regions of Türkiye participated in this study (426 females [78.3%] and 120 males [21.7%]). The Depression Anxiety Stress Scale, Multidimensional Experiential Avoidance Questionnaire, and Smartphone Addiction Scale Short Version were employed for data collection. Structural equation modeling was employed for data analysis. After controlling for age and gender, the results revealed (i) significant positive associations between depression, anxiety, stress, experiential avoidance, and smartphone addiction; and (ii) experiential avoidance mediated the effects of depression, anxiety, and stress on smartphone addiction. These findings shed light on the effects of depression, anxiety, stress, and experiential avoidance on the comprehension and prevention of smartphone addiction.Öğe Those Who Retired and Found a Position in Higher Education(Istanbul University, 2025-06-12) Mevlüt Özben; Figen KanbirThe definition of retirement, which marks the end of working life, has changed over time. In fact, retirement today does not mean the end of working life in a single sense. In both Western countries and in T & uuml;rkiye, it is observed that working life continues even after retirement for reasons such as increasing life expectancy and retiring at a young age. In this respect, bridge employment, which refers to continuing to work after retirement and which has recently been introduced in Western countries, is an issue that can also be examined in T & uuml;rkiye. This study seeks to understand what motivates people who continue to work in academia after retiring from state universities along with different sectors. In this context, the study was conducted with 17 participants (7 female and 10 male) through semi-structured interviews, one of the qualitative research techniques. The findings from the study show that most of the participants joined bridging employment primarily for economic reasons. Moreover, the participants engaged in bridge employment in academia for reasons such as still being at a younger age, gaining professional satisfaction, getting out of the house, getting involved in social life, feeling useful, having dependents, and flexible working conditions. Participants stated that working was good for their physical and mental health; although they had problems adapting to technology, they received support from young academics in this regard. At the same time, the participants think that they may benefit students and young academics in terms of experience and knowledge transfer. In this respect, it can be predicted that bridge employment can eliminate the problem of the shortage of qualified staff in foundation universities and relatively newly established state universities and increase intergenerational contact.Öğe Kent(li)leşme pratiğinde yeni bir olgu: Taziye evleri ve farklılaşan sosyo-kültürel pratikler(Yakın Doğu Üniversitesi, 2012) Menak, ZekeriyaBütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kentleşme süreciyle birlikte toplumsal yaşamın birçok alanında yapısal farklılaşmalar gerçekleşmektedir. Modernleşmenin belirgin bir yüzünü temsil eden kentleşme dinamiği, kırsal yaşamın aurasında şekillenen yaşam pratiklerini kendine özgü normlar çerçevesinde yeniden biçimlendirmektedir. Kente taş(ın)an nüfus, kentin normatif düzeni içinde ekonomik, siyasal, toplumsal, kültürel ve dinsel alanlarda kente tutunma anlamında farklı stratejiler geliştirmeye çalışmaktadır. Bu bağlamda ekonomik yaşam, siyasal tercih, sosyalleşme biçimi, kadın-erkek ilişkileri, aidiyetler, dinsel tutum ve pratikler gibi birçok alanda belirgin bir biçimde yeni tarzlar oluşmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde geleneksel yaşam kalıpları içinde yerleşik bir karakter kazanmış bir sosyo-dinsel ritüelde, taziye geleneğinde, kentleşme süreciyle birlikte gerçekleşen aşınmaları ve yine kentleşme mantığının bir sonucu olarak ortaya çıkan “taziye evleri” oluşumunu sosyolojik açıdan analiz etmektir.Öğe Arkadaşlık İlişkilerine Kuramsal Yaklaşımlar(Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2019) Aytaç, Ömer, Mehmet TanArkadaşlık, seçili bir ilişkidir ve tercih edilerek sürdürülür. Arkadaşlık olgusu, sosyal bilimlerde sosyoloji, psikoloji ve sosyal psikoloji gibi farklı disiplinlerce incelenmektedir. Çalışmada arkadaşlığın oluşumu ve gelişimine yönelik bazı kuramlara değinilmektedir. Temelde bu kuramlar arkadaşlığı anlamaya ve açıklamaya yöneliktir. Büyük arkadaşlık kuramı ve modern arkadaşlık kuramı olmak üzere arkadaşlığı kuramsallaştıran iki farklı yaklaşım vardır. Modern kuram içerisinde destek teorisi, sosyal değişim ve eşitlik teorisi, bilişsel tutarlılık teorisi, gelişimsel teoriler, benzerliğin çekiciliği teorisi ve sosyolojik perspektif yer almaktadır. Arkadaşlığa dair ilk açıklamalar antik çağ filozoflarına dayandırılmakta ve bu görüşler “büyük arkadaşlık” kuramları olarak adlandırılmaktadır. Bu görüşte tarihsel bir yaklaşım söz konusudur. Bir diğer arkadaşlık kuramı ise “modern arkadaşlık” kuramıdır. Büyük arkadaşlık yaklaşımında arkadaşlık idealize edilir ve sadece erkekler arasında olacağı düşünülürken, modern arkadaşlık yaklaşımında arkadaşlıkların sadece erkeklere özgü olduğu fikrine karşı gelinmekte ve arkadaşlık kendi başına bir gerçeklik olarak ele alınmaktadır. Modern kuram içerisinde sosyolojik yaklaşıma ağırlıklı olarak değinilmektedir. Arkadaşlık olgusu sosyolojik olarak az odaklanılan bir konu olmasına rağmen arkadaşlık sosyolojisine yönelik çalışmalar artmaktadır. Çalışma arkadaşlık olgusuna kuramsal bir çerçeve sunması açısından önem arz etmektedir.Öğe Siirt Dudêran Aşireti: Yapı ve Değişim(Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2017) Gültekin, Metin, Mehmet TanGöçebelik, temel ekonomik faaliyeti hayvancılık olan ve bir mekâna bağlı kalmayıp, hareketliliği esas alan bir yaşam tarzını ifade eder. Aşiret ise akrabalığa dayanan büyük bir sosyal örgütlenme biçimidir. Koçer aşiret, göçebe yaşam tarzını benimseyen ve hayvancılık ile geçimini sağlayan akrabalığa dayalı topluluktur. Bu çalışma, göçebe yaşam tarzından kent hayatına geçen koçerlerin (göçebelerin) kentle bütünleşme sürecini incelemeyi amaçlamaktadır. Siirt Dudêran aşireti üzerinde yapılan bu araştırma, koçerlerin sosyo-kültürel, sosyo-ekonomik ve sosyo-politik özelliklerini belirleyerek kente geçiş sürecini nedenleriyle birlikte ele almaktadır. Bu süreçte Koçerler, bir yandan göçebe yaşam tarzlarını kente taşımışlar bir yandan da kentin yerleşik kültürüne uyum sorunuyla karşılaşmışlardır. Göçebe ve kentsel yaşam biçimlerinin farklılıkları koçerlerin zihin dünyalarını etkilemiştir. Aşiret bağları büyük oranda çözülmüştür. Tam olarak uyum gösteremedikleri sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasal süreçlere maruz kalmışlardır. Sonuçta koçerler ne içinde doğmuş olduğu ve tecrübe ettiği süreçleri yaşayabilmiş ne de kent yaşamına ayak uydurabilmişlerdir. Anahtar KelimelerÖğe Cinsiyetçi Sosyalleşme Mekânları: Siirt Kahvehane Kültürü(Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 2018) Kanbir, FigenKahvehaneler, ilk ortaya çıkışlarından beri, cinsiyet kodlarını üzerinde taşıyan boş alanlar özelliğini sergilemektedir. Bu alanlar, erkek cinsini, sosyal alanda aktif bir pozisyonla bir araya getirmektedirler. Böylelikle, erkekler arasında, ortak paylaşım ağları oluşturmaktadır. Erkekler bir araya gelerek kimliklerini muhafaza etmektedir. Bugün, küreselleşmenin de etkisiyle, hemcins birlikteliğinin geleneksel dokusu çözülmektedir. Bunun yerine kadın, erkek ve hatta çocuklar modern kahvehanelerde (kafelerde) bir araya gelmektedirler. Ancak çalışmada söz konusu edeceğimiz Siirt kent kahvehaneleri, erkeklerin geleneksel olarak kendilerini ait hissettikleri mekânlar özelliğini sergileyerek, sosyalleşmenin sağladığı avantajları korumaktadır. Erkekler burayı rüştlerini ispatlamak için olduğu kadar, rüştlerini ispatlamalarından ölene kadar da sahiplenmektedir. Böylelikle ortak mekânda bir arada olmanın sağladığı bütün avantajları kullanmaktadırlar. Bu araştırmanın amacı, kahvehane sakinlerinin, mekânı cinsiyetçi söyleme ne ölçüde yerleştirdikleri ile sosyalleşmede kendileri için ayrıcalıklı gördüklerini tartışmaya açmaktır. Çalışma, 2017 yılının Temmuz ve Ağustos aylarını kapsayan verileri içine almakla birlikte, nitel araştırma tekniği olan görüşmeyi temele alarak hazırlanmıştır.Öğe Mekân Hafızasında Aidiyet Arama Pratikleri: Deliler Kahvehanesi Örneği(Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2019) Kanbir, FigenGeleneksel kültürde, erkeklerin kamusal hayatta en gözle görülebilir alanlarından biri kahvehanelerdir. Kahvehaneler ortaya çıkmalarından bu yana, erkekler için, mekân olmalarının çok ötesinde sosyalleşme alanları olmuştur. Her ne kadar geçmişte erkeklerin toplaşma mekânları olarak anılsa da araştırmamızı yürüttüğümüz mekân örneği olarak İstanbul Fatih'teki “Deliler Kahvehanesi” kadınların, erkeklerin ve çocukların toplaşma mekânı özelliğini sergilemektedir. Bununla birlikte kahvehaneler ilk kuruluşlarından bu yana farklı adlarla ve amaçlarla kurulmuştur. Bu bağlamda bireyler arasında anlam pratikleri yaratarak, boş zamanın vazgeçilmez temsillerini oluşturmuşlardır. İşlik ve evlik arasında sığdırılmış yaşama alternatif bir dokuyla eklemlenmişlerdir. Aynı zamanda kahvehaneler, kuşaklar arası hafızanın üretilmesinde ve sonraki nesillere aktarılmasında etkilidirler. Öyle ki bugün bile sözü edilen mekânlar ve bu mekânlar içerisinde varlık kazanan kültür, yerleşik bir alışkanlıkla, gündelik hayatta bireyler için “ayrıcalıklı olma” iddiasını üzerinde taşımaktadır. Araştırmamız kapsamında ele aldığımız kahvehane ise bu ayrıcalıklı olma iddiasını, yardımlaşma kültürü üzerinden kurgulamaktadır. Bu araştırmanın amacı hafıza kuramı ile kahvehane olarak adlandırılan mekâna katılan bireyleri nitel araştırma tekniği olan görüşmeyi esas alarak incelemek ve şu sorulara (yer yer sondaj sorularla da destek vererek) yanıt bulmaktır: İnsanlar kahvehanelere hangi anlamı vermektedir? Geçmişe ait hangi etkenler insanların bu mekânlara katılımını artırmaktadır? Çalışma, geleneksel kültürde birlikteliğin yalnızca soyut bir gösterge olarak hafızada var oluşunu değil aynı zamanda sosyal alanda nesnel görünümlerini insanların dayanışma ve sosyalleşme deneyimlerini ele alarak ortaya koymayı amaçlamaktadır.Öğe Kadın(ın) Toplumsal Algılamalardaki Dönüşümü(ASOS Journal, 2014) Kanbir, FigenBu çalışma birçok bakımdan geri plana itilmiş, farklı nedenlerden ötürü görmezden gelinerek; modern (kavrama bakıldığı yön olarak moderniteyi temel alsak da bugünkü toplum yapısının dünya ölçeğinde değişimlerini algılamak adına postmodern) göstergelerden oluşan kadını, anlamaya ve açıklamaya dönük girişimlerin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Çalışma İslam'ın orijinal metinlerinde örtünmeyi okuma ve anlamaya amaçlamaktadır. Bu nedenledir ki; çalışma örtünmenin dışarıdan bir dayatma olup olmadığını inceleyecektir. İslam'a yönelik eleştiriler incelendiğinde değişim algısının toplumda kimliğin tanımlamasıyla farklılaştığı görülmektedir. Türbana yönelik tartışmalar Türkiye Cumhuriyeti içerisinde-kuruluşundan bugüne-laiklik temel alınarak bir mesafe yaratımında işlerlik kazanmaktadır. Bu kavram 1980'lerden itibaren üniversitelerde başörtüsü yasağı ve çevresinde dönen medenilik/ modernlik/ Batılılaşma kavramlarıyla anlaşılabilmektedir. Bu bakımdan güncelliğini koruduğu gibi farklılaşan söylemleriyle örtünme/türban hala bizimle aynı dünyayı paylaşmaktadır.Öğe Türkiye Cumhuriyetinde Kadın Hareketleri(Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2017) Kanbir, FigenToplumsal değişim süreci, yaşadığımız dünyada, birbirine eklemlenen süreçler ve etkileşimler ile varlık kazanmaktadır. Geçmişte küçük çaplı olan ve sadece ortaya çıktığı yeri etkisi altına alan toplumsal değişim(ler)in etkisi, bugün medyanın artan sayıda sunumuyla güçlü bir mesaj niteliğine bürünmüştür. Öyle ki bir yandan insanlar sosyalleşme sürecini yaşarken diğer yandan enerji kaybına uğramadan dünyanın dört bir yanına hızlı bir şekilde kendi mesajlarını iletmekte, dünyadan da mesajlar edin(ebil)mektedir. Ele alacağımız değişimin çeşitlenen ve artan sürekliliği, dünyadaki kadın hareketlerini Türkiye Cumhuriyeti'nde de hayli önemli bir konuma yerleştirmiştir. Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinden günümüze gelene değin Kemalist modernleşme süreci ve özellikle 1980'lerde üniversitelerde yükselen İslamî kadın hareketleri, hakların ve taleplerin ifade edilişiyle birlikte düşünülmelidir. Bu bakımdan bu çalışmada, genel olarak dünyadaki toplumsal hareketlilikler ve değişimin kuramsal çerçevesi ile birlikte, özel bir ayırıcı sıfat olarak kadın bahsi Türkiye içerisinde değerlendirmeye tabi tutulmuştur.Öğe Türkiye'deki Seçkinlerin Toplumsal Yapıdaki Dönüşümü: Hegemonik Konumdaki Elitler(2014) Kanbir, FigenTarihsel değişkenler belli grupların kafalarındaki ideolojileri, toplumun geneline yansıtmaktadır. Yansıtılanlar, bütüne yayıldığında toplumu organize eden, dönüştüren kimi konu ve kavramlar daha da belirginleşmektedir. Bu bakımdan elitler, toplumun geçirdiği dönüşümleri anlamak açısından oldukça elverişlidir. Hegemonik konumdaki elitler, Türkiye Cumhuriyeti'nin geçirdiği dönüşümlerin vazgeçilmezleri olarak, toplumla bir arada düşünülmelidir. Bu çalışmada demokrasi kültürünün yerleşmesi, modernleşme çabaları gibi toplumda derin etkiler bırakmış olan birçok hadise "Türkiye'deki Elitler" başlığı altında tartışılacaktır.












