Mütekaddimîn Dönemi Eş‘arî Kelamında İlâhî Hikmet: Hikmet Neden Salt Fayda Olarak Yorumlanamaz?

[ X ]

Tarih

2025

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/openAccess

Özet

Bu makale

mütekaddimîn dönemi Eş‘arî kelamında hikmet kavramının mahiyetini ve bu kavramın ilâhî fiillere nasıl uygulandığını tartışmaktadır. Makalenin temel sorunsalı

ilâhî bir fiilin hikmetli olarak nitelendirilmesini sağlayan unsurların mahiyetidir. Kelâm ekolleri Allah’ın “hakîm” sıfatıyla nitelenmesi konusunda ittifak etseler de hikmetin tanımı ve ilâhî fiillerdeki anlamı hususunda fikir ayrılıkları yaşamışlardır. Bu bağlamda hikmet kavramına dair birbirinden farklı iki yaklaşım içerinde bulunan Eş‘ariyye ve Mu’tezile ekollerinin görüşleri Eş‘ariyye’nin Mu’tezile eleştirisi üzerinden ele alınmıştır. Eş‘arîler

Allah’ın fiillerinin hikmet çerçevesinde gerçekleştirdiğini kabul etmekle birlikte

bu hikmetin anlamını Mu‘tezile'nin ileri sürdüğü gibi salt fayda temelli olarak değil; Allah’ın irade ve ilmine mutabık olarak gerçekleşmesi şeklinde yorumlamışlardır. Ortaya koymuş oldukları görüşleri itibariyle ilâhî fiillerdeki hikmeti âleme yansıyan bir nizam çerçevesinde değerlendirmişlerdir. Eş’arîlere göre Allah’ın fiillerinin sonucu itibariyle kula yönelik birtakım faydalar söz konusu ise de Mu‘tezile’nin iddia ettiği gibi her fiilini zorunlu olarak faydayı gözeterek yapmaz. Mu‘tezile düşüncesinde adalet ilkesinin bir uzantısı olarak şekillenen

ilâhî fiilleri garaz ve illet kavramlarına bağlı olarak fayda üzerinden açıklanan hikmet yaklaşımına karşı Eş‘arîler

başta istidlâl bi’ş-şâhid ale’l-gâib yönteminin bu bağlamda geçersizliğini savunarak hüsün-kubuh ve salah-aslah problemleri üzerinden Mu‘tezileye itiraz ederler. Eş‘arî kelamcılar

ilâhî fiillerin bir amaca (garaz) yönelmiş olmasının Allah’ı ihtiyaç sahibi kılacağını ve bu durumun O’nun yüceliliği ile çelişeceğini belirtmişlerdir. Bu itibarla da ilâhî fiillerde garaz ve illet kavramları yerine irade kavramının kullanılması gerektiğini savunmuşlardır. Bu doğrultuda makale

Eş‘arîlerin irade merkezli Tanrı tasavvuru çerçevesinde

Mu’tezile’nin ilâhî fiilleri şâhid âlemden hareketle fayda odaklı sınırlandırmaya karşı sunmuş oldukları eleştiriyi ortaya koymaktadır. Ayrıca

ilâhî fiillerde fayda aramanın ya da aslah olanın yapılmasını zorunlu görmenin

Allah’ın fiillerini belirli bir ahlâkî zorunlulukla sınırlamak anlamına geleceği eleştirisi öne çıkar. Eş‘arîlerin bu bağlamda başvurduğu temel argümanları; salah-aslah tartışmaları bağlamında faydayı hikmetin ölçütü saymanın

Tanrı’nın irade ve kudretine bir tür sınırlama getirdiği yönündeki eleştiriler ele alınmıştır. Özellikle salah-aslah tartışmaları bağlamında

dünyadaki acıların

hastalıkların ve kâfirlerin yaratılması gibi olguların salt insan merkezli bir fayda anlayışıyla açıklanamayacağını; hikmetin ölçütünün fayda olarak kabul edilmesiyle

Allah’ın insanları imtihan zorluğuna tabi tutmaksızın doğrudan cennette yaratması gerektiğini savunmuşlardır. Sonuç olarak bu çalışma

Eş‘arî ekolünün hikmeti

ilâhî fiillerin değerini faydaya dayandırmaksızın

Allah’ın ezelî ilmi ve iradesiyle temellendirdiğini ve bu yönüyle hikmeti kullara yönelik faydadan bağımsız

Allah’ın fiillerinde ahlâkî veya aklî zorunluluk değil

mutlak irade ve ezelî ilmin belirleyici olduğu bir ilkeye dayandırdığını ortaya koymaktadır. Bu yaklaşım

Eş‘arî kelamının Tanrı tasavvurunda irade ve kudret merkezli paradigmanın belirleyiciliğini yansıtır.

Açıklama

Anahtar Kelimeler

Din Bilimi, Felsefe

Kaynak

Kader

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

23

Sayı

2

Künye